Şimdi yükleniyor

​OKUN MENZİLİNDEN DEVLETİN BEKASINA STRATEJİK İHYA VE MİLLİ ŞUUR. Güney YILDIRIM Yazdı.

 

Türk tarihinin en kadim sembollerinden biri olan “Ok ve Yay”; sadece birer savaş aracı değil, devletin hâkimiyetinin, adaletin ve “Kızılelma” ülküsünün mühürlenmiş ifadesidir. Bugün kadim vakıf kültürünün ihyasıyla yeniden hayat bulan okçuluk merkezleri, Etnospor organizasyonları ve beraberindeki sivil toplum ağları; Nizamülmülk’ün medreseleri ile Şeyh Edebali’nin dergâhı arasındaki o kayıp halkayı modern çağda yeniden birleştiren birer **”Milli Şuur Laboratuvarı”**dır.

Nizamülmülk’ün İzinde: “Devlet Adaletle Yaşar”

Büyük Selçuklu’nun büyük veziri Nizamülmülk, Siyasetname’sinde şöyle buyurur: “Bir devlet küfürle yıkılmaz ama adaletsizlikle yıkılır.” İşte bugün Etnospor’un başındaki o kararlı irade, sadece bir oyun kurucu değil; adaleti ve asaletimizi dünyaya haykıran bir kültür sancaktarıdır.

Okçular Vakfı “ruhu ve geleneği” temsil ederken; TÜGVA, TÜRGEV ve İlim Yayma gibi köklü kurumlar devletin beşerî gücünü inşa etmektedir. Bu çatılar altında verilen hizmetler; barınmadan eğitime, sanattan spora kadar gençliğin her anına dokunmakta, onları modern dünyanın kimliksizleştirme operasyonlarına karşı bir zırh gibi korumaktadır.

Beşerî Gücün İnşası: “Modern Enderun” Ağı

Bu vakıf ağlarındaki temel amaç; devletin kılcal damarlarına sızmaya çalışan yabancı ideolojilere karşı, yerli ve milli bir filtreleme sistemi kurmaktır.

Yetişmiş İnsan Gücü: Burada yetişen bir genç; sadece bir mühendis veya bürokrat değil, devletin bekasını kendi namusu bilen birer “vasiyet neferi”dir.

Etnospor ve Küresel Şuur: Dünyanın dört bir yanından gelen geleneksel sporcuların buluştuğu o meydanlar, Türkiye’nin yumuşak gücünün ve medeniyet iddiasının en gür sesidir.

Geleceğe Doğru: Sarsılmaz Bir Devlet Sigortası

Vakıflar aracılığıyla tahkim edilen bu yapı, aslında Türkiye’nin gelecek on yıllarının en büyük sigortasıdır. Hükümetler değişebilir; ancak bu “görünmez muhafızlık” anlayışı altında yetişen on binlerce eğitimli genç, devletin ana omurgasının asla sarsılmamasını garanti altına alan bir iradedir.

Nizamülmülk’ün dediği gibi: “Padişahın, halkın ahvalinden gaflet etmemesi gerekir.” Bugün gençliğin ahvalini dert edinen o irade, yarının güçlü Türkiye’sinin temellerini işte bu meşveret ve hizmetle atmaktadır.

Son Kelam: Şeyh Edebali’nin Yankılanan Sesi

Bugün bu kutlu yükü omuzlayan, gençliği ve geleneği harmanlayan o iradeye; Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e asırlar evvel söylediği, tazeliğini hâlâ koruyan o nasihatiyle sesleniyoruz:

“Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Güceniklik bize, gönül almak sana… Suçlamak bize, katlanmak sana… Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Bölmek bize; bütünlemek sana…”

Unutma ki; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Bugün okçuluk meydanlarında gerilen o yay, vakıf evlerinde okunan o kitap, Etnospor sahalarında ter döken o genç; işte o devleti ebed-müddet yaşatacak olan asil kandır.

Menzil bellidir: Büyük Türkiye. Mührü vuran ise, bu kutlu ocaklarda yetişen o çelik iradeli nesildir…

Güney YILDIRIM. Yazı Serisi- 5

Bu haberi paylaşın: