Şimdi yükleniyor

BİR HAYALİM VAR YENİ MUHAFIZIN UYANIŞI. Güney YILDIRIM Yazdı…

 

Bismillâhirrahmânirrahîm

“Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik. Ta ki Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin.” (Fetih Suresi, 1-2)

İnsanlık tarihi, görkemli zirvelerin ve derin düşüşlerin hikayesidir. Bugün teknolojinin parıltısı gözleri kamaştırsa da, ufku görenler bilirler ki; madde bir gün yorulur, metal paslanır ve devran döner. Aslolan, o “dip” noktasında bile sarsılmayacak olan iman dolu bir sinenin ve kadim bir ruhun varlığıdır.

İşte bugün, Anadolu’nun bağrından yükselen o sessiz ama derinden gelen ses, sıradan bir temenni değildir. Bu, tarihin her kritik eşiğinde ortaya çıkan Aksakallılar’ın; yani bin yıllık devlet aklını kalbinde taşıyan gönül erlerinin asırlık rüyasıdır.

Bilge Kalemlerin Davası

Aksakallılar; yani bu toprakların çilesini çekmiş, kelamını hakikatle tartmış bilge kalemler ve irfan sahipleri; bugün devletin bekası için “Bir hayalim var” diyerek yeni bir Muhafız Nesli inşa etmenin davasını gütmektedir. Bu muhafızlar, sadece sınır boylarında nöbet tutanlar değil; zihnini, bedenini ve ruhunu kadim değerlerle tahkim etmiş “Son Kale”nin sarsılmaz bekçileridir.

Ahde Vefa ve Çelik İrade

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurur ki: “Emaneti olmayanın imanı da yoktur; ahde vefası olmayanın dini de yoktur.”

Bu kutsal davanın sancağını omuzlayan o irade, bugün vakıf medeniyetinin sıcaklığında, er meydanlarının tozunda ve yay kirişinin gerginliğinde gençliğe “ahde vefayı” fısıldamaktadır. Gençlerimize verilen o yaylar, sadece birer spor aleti değil; ecdada verilen sözün, toprağa duyulan sadakatin ve devlete olan bağlılığın birer nişanesidir. Şahsi ikbal peşinde koşmayan, isimlerin ve makamların gelip geçici olduğunu bilen o adanmış ruh; her bir genci, teknoloji dursa dahi vatanı savunacak birer nefer, birer dürüstlük abidesi olarak yetiştirmektedir.

Gerçek Cihat: Nefisten Millete Uzanan Köprü

Efendimiz (S.A.V.) bir sefer dönüşünde ashabına şöyle seslenmiştir: “Küçük cihattan büyük cihata (nefis mücadelesine) dönüyoruz.”

Bugün ata sporlarıyla harmanlanan bu yeni nesil inşası, aslında büyük bir cihattır. Zira bir gencin ekran karşısında uyuşmak yerine, bir atın sırtında vakur durması; yabancı kültürlerin kölesi olmak yerine, kendi köklerine sarılması en büyük zaferdir. Bu muhafızlar, “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” hadis-i şerifini hayat felsefesi edinmiş; güvenilirliği zırh, dürüstlüğü kılıç yapmış gençlerdir.

Aksakallıların Hikmetiyle Şahlanan Gençlik

Türk devletinin çelik çekirdeği, bugün Aksakallılar’ın o engin tecrübesiyle şekillenmektedir. Bu meclis, toplumun bağrından çıkan bilge yazarların ve ömrünü devlete vakfetmiş bilgelerin istişareleriyle gençliğe yol çizmektedir. Ufka bakan lider, bu bilgelerin dizinin dibinde meşveret ederek; halkına sadece bugünü değil, yarınların fırtınasından sağ çıkacak o manevi gücü taşıyacakdır.

İsimsiz kahramanların, sessiz vakıfların ve kadim derneklerin çatısı altında filizlenen bu Muhafızlar; teknolojinin tükendiği yerde imanın imkana galebe çalacağının kanıtıdır. Onlar, devletin ebed-müddet kalması için “elini değil, gövdesini taşın altına koyan” bir iradenin meyveleridir.

Vakit, hikmetle yoğrulma vaktidir. Vakit, aksakallıların duasıyla gençlerin azmini birleştirme vaktidir. Çünkü biliyoruz ki; “Allah güvenilir ve dürüst olanı, işini hakkıyla yapanı şehitlerle beraber haşredecektir.” Bizim hayalimiz, bu kutlu yürüyüşün, bu büyük fethin sessiz ama sadık birer askeri olmaktır.

Güney YILDIRIM Devletin Bekası Kitabının Yazarı. Yazı Serisi- 6

Bu haberi paylaşın: