Şimdi yükleniyor

​YEŞİLÇAM’IN FİNANSAL KEHANETİ: MEDCEZİR MANZARALARI VE PARANIN İLLÜZYONU: Devletin Bekası Kitabının Yazarı Güney YILDIRIM Yazdı…

Kıymetli okuyucularım, bugün bu tatil günü olan Cumartesi gününde ben de oturup sizler, siz değerli okuyucularım için bu yazıyı kaleme aldım. Şöyleki! Biraz nostaljiye gidelim dedim. Yıllar önce Kadir İnanır’ın ve Zuhal Olcay’ın başrollerini paylaştığı “Medcezir Manzaraları” filminden yola çıktım. Filmin o muhteşem sahnesi beni etkilediği için sizlerle paylaşmak istedim. Bizler uzun yıllar boyunca Türk sinemasının amiral gemisi olan Yeşilçam’ı sadece bir “eğlence fabrikası”, kavuşamayan aşıkların teselli bulduğu bir melankoli sığınağı ya da sadece nahif bir nostalji durağı olarak gördük. Beyaz perdeden süzülen hikayeleri izledik, hüzünlendik, güldük ve salonlardan ayrıldık. Ancak zaman akıp, takvimler bugünü gösterdiğinde ve toplum olarak küresel ekonomik rüzgarların, finansal manipülasyonların tam ortasına düştüğümüzde acı bir gerçeği fark ettik: Yeşilçam aslında bize sadece film yapmıyormuş; toplumsal ve ekonomik geleceğimizin adeta röntgenini çekip, reçetesini yıllar öncesinden önümüze koyuyormuş. Bizler sadece o derin ve büyük mesajları o günün saflığı içinde okumayı becerememişiz.

Bugün geriye dönüp o siyah-beyaz veya ilk renkli dönemlerin peliküllerine baktığımızda, karşımızda bir sinema endüstrisinden ziyade, adeta bir toplumsal hafıza kütüphanesi buluyoruz. Bu kütüphanenin en çarpıcı, en entelektüel ve bugünün finans dünyasına adeta ışık tutan şaheserlerinden biri de hiç kuşkusuz başrollerini Türk sinemasının duayen sanatçısı Kadir İnanır ile usta oyuncu Zuhal Olcay’ın paylaştığı “Medcezir Manzaraları” filmidir.

Filmin öyle bir sahnesi vardır ki, Kadir İnanır’ın hayat verdiği karakterin para manipülasyonları, sermayenin el değiştirmesi ve paranın bir araçtan ziyade kitleleri yöneten bir silaha dönüşmesi üzerine yaptığı o muhteşem konuşma, bugün ekonomi profesörlerinin kürsülerde saatlerce anlatmaya çalıştığı teorileri tek bir nefeste özetler. O sahneyi bugün yeniden izlediğinizde, ekranın karşısında donakalırsınız. Çünkü orada anlatılanlar, sadece 80’lerin sonu veya 90’ların başındaki bir Türkiye’nin hikayesi değil; bugünün küresel finans piyasalarının, borsa oyunlarının ve dijitalleşen dünyanın “para illüzyonunun” ta kendisidir.

Kadir İnanır’ın o tok sesi ve muazzam oyunculuğuyla hayat bulan replikler, paranın aslında fiziki bir değerden ziyade, bir algı yönetimi olduğunu fısıldar kulaklarımıza. Sermayenin nasıl bir gecede var edilip, bir gecede yok edilebileceğini; küçük yatırımcıların büyük balıklar tarafından nasıl bir manipülasyon dalgasıyla yutulduğunu sinemanın o büyüleyici estetiğiyle anlatır. Dönemin şartlarında “senaryo gereği” yazılmış gibi duran o cümleler, tecrübeyle harmanlanmış bugünün gözlüğüyle bakıldığında birer finansal kehanete dönüşüyor.

Yeşilçam’ın aklı ve beyni, bu topraklarda yaşayan insanların sadece duygularına hitap etmiyordu; aynı zamanda onları bekleyen “yeni dünya düzenine” karşı da uyarıyordu. Medcezir Manzaraları, adından da anlaşılacağı üzere paranın tıpkı denizdeki medcezir (gelgit) hareketleri gibi, güçlülerin isteğiyle nasıl çekilip nasıl aniden geri bastığını kusursuz bir metaforla işliyordu.

Sözün özü; bugün internet sitelerimizde manşet yaptığımız, gazetelerimizin ekonomi sayfalarında grafiklerle çözmeye çalıştığımız o büyük “para manipülasyonları”, onlarca yıl önce Yeşilçam’ın o dahi senaristleri ve oyuncuları tarafından deşifre edilmişti. Bize düşen, sadece eski filmleri birer nostalji nesnesi olarak izlemekten vazgeçip, onların satır aralarında gizlenmiş olan o toplumsal şifreleri ve ekonomik dersleri bugünün dünyasında doğru okuyabilmektir.

Çünkü sinema, bazen geleceği bugünden görmenin en net aynasıdır.

Bu haberi paylaşın: