Şimdi yükleniyor

KLAVYEME DAMLAYAN KAN TARANTINO SINEMASI VE BUGÜNÜN TÜRKİYESİ CİNNETİN SOSYOLOJİSİNİN GÖLGESİNDE BİR VATAN EVLADININ TOPLUMSAL CİNNET ÇIĞLIĞI!!!

 

Devletin Bekası Kitabının Yazarı Güney YILDIRIM Yazdı

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, Furkân Suresi 63. ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attığı zaman ise ‘Selam!’ der geçerler.”

İşte bu ilahi ikaz, aslında bir toplumun huzur, güven ve ahlak nirengi noktasını oluşturur. Bizler, birbirimizin hatasına sabretmeyi, cahillere ve öfkeye karşı selametle yaklaşmayı emreden bir medeniyetin evlatlarıyız. İki cihan serveri Peygamber Efendimiz (S.A.V.) de bir hadis-i şeriflerinde, “Kuvvetli kimse güreşte rakibini yenen değil, öfke anında kendine hakim olabilendir” buyurarak, gerçek gücün bilekte değil, iradede ve ahlakta olduğunu bizlerine müjdelemiştir.

Ancak ne yazık ki bugün sokaklarımıza, caddelerimize ve insan ilişkilerimize baktığımızda, bu ahlaki kalelerin birer birer sarsıldığına, toplumsal bir cinnet ve tahammülsüzlük girdabına sürüklendiğimize şahit oluyoruz. Son bir ay içinde Türkiyemizin her ilinden ve semtinden gelen cinayet haberleriyle sarsılmaya devam ediyoruz. Ben bu satırları kaleme alırken gene önüme bir haber düştü: Tarsus’ta çatışma, 4 ölü var! Derken Tarsus’ta ölü sayısı 6’ya çıktı, 8 de yaralı var haberi bir daha düştü. Başta eski karısı olmak üzere, son düşen habere göre 6 kişiyi bir hiç uğruna katletti. Bir evde güvenlik güçleri tarafından sıkıştırılan Tarsus katili, orada kendi hayatına son verdi. Bir anda bir şeyler yapamamanın verdiği acizlikten dolayı, üzüntüden gözyaşlarım kanlı damladı klavyemin üzerine. Sinirimden ve anlık hiddetimden masanın üzerinde duran bardağa öyle şiddetli vurdum ki, elimden akan kan laptop klavyesini bir anda kan ile doldurdu. Dizüstü bilgisayarım çalışamaz hale geldi, artık kullanılmıyor. Biz bu vatanın öz evladıyız, nasıl banane diyelim? Allah (C.C.) fırsat verirse İnşallah, sokakta en dipte yaşayan biri olarak reçeteyi çok iyi biliyorum. Gene üstüne basa basa diyorum: Vatan, millet derdini dert etmeyen kadrolar bu toplumsal cinnetin önüne geçemez! Daha geçen hafta İstanbul Kağıthane’de kızını öldürmeye gelen damadını annesi bıçaklayarak öldürmedi mi? İki gün önce iki polisimizi Tekirdağ’da insan demeye bin şahit ister bir mahluk silahla şehit etmedimi? Bunun gibi son bir ayda onlarca toplumsal cinnet sonucu işlenen cinayetler… Yaralamalı kavgaların haddi hesabı bile yoktur, onları saymıyorum bile; bunun adı toplumsal cinnet değil de nedir?

Bunun en acı, en kan donduran örneğini geçtiğimiz günlerde Antalya’da yaşadık. Trafikte basit bir “selektör” ve yol verme tartışması yüzünden bir orman muhafaza memuru, saniyeler içinde gözü dönerek 3 insanimizi kurşun yağmuruna tuttu. Cenazeler acılı ailelere teslim edilirken, katil zanlısı adliyeye çelik yelekle getirildi. Basit bir ışık uyarısı, ufacık bir anlık hırs, üç canın hayattan koparılmasına yetti.

Bu vahim asayiş haberini derin bir teessürle okurken, zihnim beni yıllar öncesine, 1997 yapımı bir sinema başyapıtına götürdü. Sinemanın dahi yönetmeni Quentin Tarantino’nun Pam Grier, Samuel L. Jackson, Robert De Niro ve Bridget Fonda gibi dev kadrolu “Jackie Brown” filmindeki o meşhur sahneyle, Antalya’daki bu cinnet anı arasındaki sarsıcı bağ, insan doğasının karanlık yüzünü adeta gözler önüne seriyor.

Jackie Brown filminin akıllara kazınan bir otopark sahnesi vardır. Robert De Niro’nun canlandırdığı Louis Gara karakteri, alışveriş merkezi otoparkında Bridget Fonda’nın oynadığı Melanie karakterini aniden, hiç beklenmedik bir anda vurarak öldürür. O sahneyi sinema tarihinin en çarpıcı “dürtüsel şiddet” örneği yapan şey; ne dramatik bir müziğin yükselmesi ne de büyük bir intikam senaryosudur. Sahne, baştan sona bir “sabır patlaması” ve cinnettir. Melanie, Louis ile sürekli dalga geçer, onun yetersizlik hissini yüzüne vurur ve Louis’nin içten içe biriken öfkesi bu diyaloglarla zirveye ulaşır. Seyirci, arabayı nereye park ettiklerini unuttukları komik bir ana odaklanmışken, silah aniden patlar.

Yönetmen bu cinayeti geniş açıyla ve uzaktan çeker. Kameranın karakterlerden uzak durması, bu cinayetin profesyonel bir hesaplaşma değil, tamamen anlık bir cinnet ve acizlik anı olduğunu vurgulamak içindir. Nitekim Louis’nin cinayetten hemen sonra şefine döndüğünde söylediği “Beni buna mecbur etti, çok dırdır ediyordu” şeklindeki soğukkanlı ve absürt savunması, zihinsel çöküşün ve akıl tutulmasının en net kanıtıdır.

Şimdi o kurmaca film sahnesini bir kenara bırakalım ve bugünün Türkiye’sine, Antalya’daki o caddeye dönelim.

Tıpkı filmdeki Louis gibi; sabrın tükendiği, empati yeteneğinin sıfırlandığı, öfkenin akıl mekanizmasını tamamen devre dışı bıraktığı o “beklenmedik dürtüsel şiddet” anı, ne yazık ki sinema perdesinden fırlayıp hayatımızın tam ortasına, trafiğimize yerleşmiş durumda. Bir anlık öfke, manevi bağlarından kopan insanın nasıl bir “canlı bombaya” dönüşebileceğini gösteriyor. Suç dünyasında güvenin ve ahlakın çöküşünü anlatan o eski film sahnesi, bugün modern toplumda insani değerlerin, sabrın ve tahammülün nasıl eridiğinin acı bir vesikasıdır.

Tüm bu hadiselerin göbeğinde yaşayan biri olarak söylüyorum, reçetesini çok iyi biliyorum da! Bir tane devlet yetkilimiz gelip de “projen nedir?” diye soran yoktu. Bir yazar olarak yüzlerce yazımda da bunu dile getirdim. Şimdi ise ikinci kitabımı bitirmek üzereyim, orada da tüm bu sorunların cevabını veriyorum. Lütfederseniz ben buralarda olacağım.

Sözün özü kıymetli okuyucularım; sinema bazen insan doğasının en karanlık dehlizlerini bize yıllar öncesinden gösterir. Ancak bilesiniz ki, ne adliyeye getirilen katil zanlısı giydirilen çelik yelek ne de alınacak hiçbir fiziki önlem bu toplumsal ahlak erozyonunu tek başına durdurmaya yetmez. Bizler özümüzü, dinimizin direği olan o yüce sabrı ve Efendimiz’in (S.A.V.) işaret ettiği ahlakı kuşanmadıkça, öfkemizi irademizin emrine vermedikçe, bu toplumsal cinnet dalgasının içinde daha çok canımız yanacaktır.

Rabbim bizleri öfkesine esir düşenlerden değil, vakarla yürüyüp selametle geçenlerden eylesin. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, acılı ailelerine sabırlar diliyorum.

Bu haberi paylaşın: