Şimdi yükleniyor

İtibarlı, Kudretli ve Kuvvetli: Türkiye’nin Yeni Yüzyılı Güney YILDIRIM Yazdı…

 

Bölgemizin ve dünyanın büyük bir değişim sancısı çektiği, jeopolitik dengelerin yeniden kurulduğu bu kritik dönemde, Türkiye artık sadece olayları takip eden değil, oyun kuran ve takip edilen bir güç haline gelmiştir. “Eski Türkiye”nin ayağına dolanan prangalarından kurtulan ülkemiz; ekonomiden savunmaya, diplomasiden sağlığa kadar her alanda gerçek bir devrim gerçekleştirmiştir.

25 Yıla Sığdırılan 250 Yıllık Miras

Tüm karamsar senaryoların aksine; 238 milyar dolardan devralınan ekonomik miras, bugün 1,6 trilyon dolarlık dev bir büyüklüğe ulaşmıştır. Elimizi vicdanımıza koyarak tarihin olağan akışına olan borcumuzu ödemek zorundayız: Son yirmi beş yıla baktığımızda, Başkan Erdoğan’ın yönetimindeki Türkiye’nin ulaştığı noktayı görmek bir zaruriyettir.

Geçmişin koalisyon dönemlerini, o istikrarsız ve yarını meçhul günleri çok iyi bilen biri olarak söylüyorum: Başka bir yönetim olsaydı, acaba bu yirmi beş senede yapılanların onda birini yapabilir miydi? Zinhar yapamazdı.

Akılalmaz Bir Sinerji: Erdoğan ve Bahçeli El Birliğiyle

Başkan Erdoğan ve Devlet Bey, tam bir güven ve sarsılmaz bir iradeyle birlikte çalışarak Türkiye’yi akılalmaz bir noktaya taşıdı. Başkan Erdoğan’ın başlattığı büyük hamle, Cumhur İttifakı ruhuyla ve Devlet Bey’in tam desteğiyle devam etti. Binlerce hizmeti burada tek tek saymaya gerek yok; görmek isteyen zaten görüyor, görmek istemeyene ise hiçbir şeyi duyuramazsınız. Gelinen sonucu şöyle özetleyebilirim: Her bir seneye on yıllık hizmet sığdırılarak, toplamda yirmi beş senede 250 yıllık bir mesafe kat edilmiştir.

Kimseden İcazet Almayan Milli İrade

Türkiye bugün, savunma sanayisinden enerji altyapısına kadar kendi kendine yetebilen, kimseden icazet almadan kendi milli politikalarını uygulayan bir devlet iradesi sergilemektedir. Bu sadece bir ekonomik başarı değil; beşeri sermayesi güçlü, altyapısı modern ve sesi dünyada yankılanan bir özgüven mücadelesidir.

Damdan Düşenin Halini Damdan Düşen Anlar

Lakin bu muazzam tabloyu çizerken, bir gerçeği de haykırmak boynumuzun borcudur. Türk devleti çok güçlü ve zengin oldu; ancak bu zenginliği ve gücü bir türlü tabana, sokağa tam manasıyla indiremiyoruz. Halkımız, tabanımız halen enflasyonun acımasız çarkları altında eziliyor. Bu pahalılık karşısında bir türlü kesin çözüm üretilemiyor.

Ben halkın içinde, tabanın bizzat merkezinde yaşayan biri olarak çözümleri biliyorum. Nasrettin Hoca’nın hikayesinde olduğu gibi; hoca damdan düşer, ahali başına toplanıp “Neyin var?” diye sorar. Hoca ise tarihe geçecek o cevabı verir: “Benim derdimden siz anlamazsınız, bana damdan düşen birini getirin!” İşte durum tam olarak budur. Biz o damdan düşenlerin içindeyiz. Devletimizin bu büyük gücünü halkın sofrasına, cebine daha hissedilir şekilde yansıtacak o adımları beklemek milletimizin en doğal hakkıdır.

İnşallah her alanda çok daha iyi olacağız, daha iyi yerlere geleceğiz. Bu büyük yürüyüş, tabanın sesine kulak verilerek daha da güçlenecektir.

Allah (c.c.) cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.

Bu haberi paylaşın: