Şimdi yükleniyor

​EMANETİ KUŞANMAK NEBEVİ AHLAK VE BEKA MÜCADELESİ ​Güney YILDIRIM Yazdı…

Bir toplumun geleceğini inşa etmek, sadece maddi imkanlarla değil; o imkanları yönetecek “emin” ellere ve “yumuşak” gönüllere sahip olmakla mümkündür. Kur’an-ı Kerim, gerçek bir liderin vasıflarını bizzat Peygamber Efendimizin (S.A.V.) şahsında bize bir düstur olarak sunar.

İlahi Bir Lütuf Olarak Liderlik Ahlakı

Cenab-ı Hak, Âl-i İmrân Suresi 159. ayette şöyle buyurur:

“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi…” İşte bugün vakıf çatısı altında gençliği sevgiyle, sporla ve kültürel bir neşeyle kucaklayan o irade, bu nebevi ahlakın bir yansımasıdır. Gençleri sert nutuklarla değil; okçuluk meydanlarında, atlı sporların heyecanında ve vakıf evlerinin sıcaklığında bir araya getirmek; onları dağılmaktan kurtarıp tek bir ideal etrafında birleştirmektir.

Yine Kalem Suresi 4. ayette belirtilen “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin” beyanı, devletin bekası için yola çıkanların en büyük pusulasıdır. Bugün Etnospor’dan Okçular Vakfı’na kadar uzanan bu geniş hizmet yelpazesini sırtlanan irade; şahsi bir alkışın değil, bu yüce ahlakın ve “emin” sıfatının peşindedir.

Ok Atan ve Gönül Yapan Bir İrade

Bugün isimler üzerinden değil, “hizmet ve misyon” üzerinden baktığımızda; ata sporlarımızı yeniden canlandıran, Etnospor ile kıtalar arası bir gönül köprüsü kuran ve okçuluğu sadece bir spor değil, bir “vakit ve konsantrasyon ibadeti” olarak gençliğe sunan o kararlı duruşa “stratejik deha” desek tam da hakkını vermiş oluruz.

Etnospor’un Başı: Sadece bir oyun kurucu değil, unutulmaya yüz tutmuş bir medeniyet hafızasını dirilten bir hafızdır.

Okçular Vakfı’nın Mihmandarı: Gençlerin eline yayı verirken, onlara aslında “dosdoğru olmayı” ve “hedefe odaklanmayı” öğreten bir mürşittir.

Bu irade; Enfal Suresi 60. ayetteki “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın…” emr-i ilahisini, bugünün şartlarında modern bir sivil savunma ve kültürel tahkimat olarak yorumlamaktadır.

Taşın Altındaki El, Geleceğin Teminatıdır

İsimler gelip geçicidir ancak bırakılan eserler bakidir. Peygamber Efendimizin meşverete verdiği önem, gençlere duyduğu güven ve onları sorumluluk makamlarına getirme basireti; bugün vakıf kültürünü modern bir yönetim anlayışıyla birleştiren o profilin en büyük ilham kaynağıdır.

Siyasi fırtınaların ve günlük tartışmaların uzağında, sadece “Devletin Bekası” ve “Ümmetin Yetimleri” için gecesini gündüzüne katan bu samimiyet, yarın tarih kitaplarında sessiz bir devrimin mimarı olarak anılacaktır.

Çünkü onlar bilirler ki; bir oku doğru ve hedefe atmak, aslında geleceği doğru kurmaktır…

Güney Yıldırım… Yazı Serisi – 3

Bu haberi paylaşın: