ADANMIŞ BİR RUHUN UFKU STRATEJİK BEKA VE KADİM MİRAS. Güney Yıldırım Yazdı…

Bir milletin bekası, sadece sınırlarının korunmasıyla değil, o sınırları koruyacak “insan cevherinin” nasıl işlendiğiyle ölçülür. Bugün ata sporlarımıza gösterilen teveccüh ve bu alandaki vakıf çalışmaları, sadece bir hobi alanı açmak değil; sosyolojik bir dönüşümün ve stratejik bir tahkimatın adıdır.

Sosyolojik Bir Direniş: Köklere Dönüş

Günümüzde küresel kültürün tek tipleştirici baskısı, genç nesilleri kendi öz değerlerinden koparıp kimliksiz birer “dünya vatandaşına” dönüştürme tehdidi taşımaktadır. İşte burada okçuluk, atlı sporlar ve güreş gibi kadim disiplinler devreye girer. Bu sporlar; bir gencin sadece kas yapısını değil, aynı zamanda iradesini, sabrını ve adalet duygusunu şekillendirir.

Etnospor ve benzeri girişimlerin topluma yayılması, modernizmin getirdiği yabancılaşmaya karşı sosyolojik bir kalkandır. Kendi yayını geremeyen, atının üzerinde vakur duramayan bir neslin, yarınların fırtınalarında ayakta kalması mümkün değildir.

Stratejik Beka: “Oku Atan da Sen Değildin…”

Stratejik açıdan bakıldığında, bir toplumun topyekûn savunma refleksine sahip olması, en gelişmiş hava savunma sistemlerinden daha caydırıcıdır. Yarın teknolojik imkanların kısıtlandığı o “dip” noktasında; elinde yayıyla hedefi şaşmayan, bedeniyle toprağa mühür vuran bir gençlik, devletin en büyük teminatıdır.

Bu, sadece bir spor eğitimi değil, “Devlet-i Ebed Müddet” idealinin sivil bir savunma öğretisidir.

Sünnet-i Seniyye İzinde Bir Adanmışlık

Gerçek liderlik, konfor alanlarını terk edip ümmetin ve milletin geleceği için dertlenmektir. Bizim medeniyet tasavvufumuzda lider; tıpkı Peygamber Efendimiz (S.A.V.) gibi, gençlerle bizzat ilgilenen, onlara ok atmayı ve biniciliği teşvik eden bir rehberdir. O’nun liderliğinde “Kuvvetli mümin, zayıf müminden hayırlıdır” düsturu, bugün vakıf çalışmalarıyla hayat bulan o dinamizmin temelidir.

Bugün devletin bekası için elini taşın altına koyan, vakıflar ve sosyal teşekküller üzerinden gençliğe yön veren o iradede şu sarsılmaz özellikleri görmekteyiz:

Tevazu ve Kararlılık: Makamların uzağında, sadece bir “hizmetkar” bilinciyle, vakıf kültürünü ihya ederek gençliğin manevi mimarlığına soyunmak.

Geleceği Okuma Basireti: Teknoloji dünyasının sahte pırıltısına aldanmadan, gençleri toprağa, ata sporuna ve disipline davet eden bir ufka sahip olmak.

Sessiz Devrim: Gürültü çıkarmadan, dernekler ve vakıflar aracılığıyla milyonlarca gencin kalbine milli bir şuur tohumu ekmek.

Beka Odaklılık: Yapılan her ok atışının, aslında devletin yarınki sarsılmaz kalesinin bir taşı olduğunu bilmek.

Sonuç: Yarının Büyük Türkiye’si

Bu liderlik profili, şahsi ikbal peşinde koşan değil, “Gelecek nesiller ne olacak?” sorusuna uykularını feda ederek cevap arayan bir profildir. TÜRGEV’den Okçular Vakfı’na kadar uzanan bu köprü, aslında dünü yarına, maddeyi manaya bağlayan bir sırat köprüsüdür.

Milletimizin bu samimi çalışmaları bağrına basması, yarının büyük ve güçlü Türkiye’sinin en net habercisidir. Çünkü ufka bakanlar sadece engelleri değil, o engelleri aşacak inançlı bir gençliğin şahlanışını görürler… Güney Yıldırım… Yazı Serisi – 2

Bu haberi paylaşın: