Şimdi yükleniyor

27 NİSAN: MİLLİ İRADE ŞAHLANIŞININ VE KARA BİR VESAYETİN YILDÖNÜMÜ Devletin Bekası Kitabının Yazarı Güney YILDIRIM Yazdı…

 

Tarihin tozlu sayfaları bazen tekerrürden ibaret olsa da, milletin feraseti bu tekerrürü bozacak güçtedir. Bugün 27 Nisan. Bundan tam 117 yıl önce, bir 27 Nisan günü Ulu Hakan Sultan II. Abdülhamid Han tahttan indirilmiş; koca bir imparatorluğun kaderi karanlık ellere teslim edilmişti. Kaderin cilvesine bakın ki; yıllar sonra yine bir 27 Nisan gecesi, bu milletin iradesine “e-muhtıra” yoluyla pranga vurulmak istendi. Ancak bu kez hesaplar tutmadı; verilen muhtıra tüm şiddetiyle dönüp yüzlerine adeta bir utanç vesikası olarak savruldu. Çünkü ilahi kelamın müjdesi tecelli etmişti:

“Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfal Suresi, 30. Ayet)

Zulmün Zinciri ve Ödenen Ağır Bedeller

Tarihimizdeki bu vesayetçi anlayış sadece 27 Nisanlarla sınırlı değildir. Sultan Abdülaziz Han ile başlayan o meşum zulüm silsilesi, Abdülhamid Han ile devam etmiş; Adnan Menderes’i darağacına göndermiş, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi milli değerlerimize ağır bedeller ödetmiştir.

Soruyorum size; başta Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, bu vatanın binlerce öz evladı bu kirli kafalar, bu karanlık vesayet odakları yüzünden toprağa düşmedi mi? Daha ömürlerinin baharında, murat alamadan vakitsizce şehit olup gitmediler mi? Tüm bu olanları nasıl unutabiliriz, hangi vicdana sığdırabiliriz? Allah aşkına söyleyin; bu acıları nereye koyacağız? Benim şahsen ciğerim yanıyor, ciğerim… Bu milletin evlatlarının çalınan hayalleri, bu toprakların altına gömülen o yiğitlerin davası bizim omzumuzdaki en büyük yüktür.

Pusuda Bekleyen Zihniyete Karşı Dik Duruş

Aynı karanlık zihniyet, bugün de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesini hedef alarak varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. 27 Nisan kafasının bugün hala pusuda yattığını, fırsat kolladığını çok iyi biliyoruz. Ancak “Eski Türkiye”nin o vesayetçi alışkanlıkları, bugün karşılarında çilesini çekmiş, bedelini ödemiş ve milletinden başka kimseden icazet almayan bir liderlik bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın o gece sergilediği kararlı duruş, demokrasi tarihimizin dönüm noktasıdır.

Bu dik duruşa omuz veren, milletin yanında saf tutan Sayın Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı’nın tüm mensupları, sadece bir siyasi birliktelik değil, aynı zamanda milli bir kale inşa etmişlerdir. Bu sarsılmaz irade, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” hadis-i şerifinin adeta siyasi sahada hayat bulmuş halidir.

Unutmadık, Unutturmayacağız!

27 Nisan e-muhtırası, demokrasimizin hafızasında kara bir leke; ancak milletimizin bu lekeyi temizleme iradesi ise onur nişanıdır. Bu ihaneti ve faillerini asla unutmayacağız. Çünkü devletin bekası, ancak adaletin, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmanın ve milli iradenin kaim olmasıyla mümkündür.

Dünyasını değiştirmiş olan başta Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid Han olmak üzere, ömrünü bu davaya adamış Muhsin Başkan ve tüm demokrasi şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Rabbim bu aziz millete bir daha 27 Nisanlar, 28 Şubatlar ve 15 Temmuzlar yaşatmasın.

“Hak geldi, batıl zail oldu!” düsturuyla; Kadri Mutlak olan Rabbim, milli irade yolunda yürüyenlerin, vatanı ve devleti için dertlenenlerin yar ve yardımcısı olsun…

Bu haberi paylaşın: