Şimdi yükleniyor

Gidiyorum Gündüz Gece Bilmiyorum Ne Haldayım. Güney Yıldırım Yazdı.

Türk halk ozanı geleneğinin 20. yüzyıldaki en gür sesi, “Uzun İnce Bir Yolu” adımlayan koca çınar Aşık Veysel Şatıroğlu’nu, ölümünün üzerinden geçen bunca yıla rağmen hâlâ yanı başımızda hissediyoruz. Onun hayatı sadece bir biyografi değil; sabrın, toprağa olan sadakatin ve gönül gözüyle görmenin destanıdır. Karanlıktan Doğan Işık: Veysel’in Dünyası

1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğan Veysel, henüz yedi yaşındayken çiçek hastalığı nedeniyle sol gözünü, ardından talihsiz bir kaza sonucu sağ gözünü kaybetti. Fiziksel dünyanın ışıkları onun için sönmüştü ancak bu “karanlık”, onun iç dünyasındaki devasa bir aydınlığın başlangıcı oldu.

Veysel’i diğer ozanlardan ayıran en büyük özellik, trajediyi bilgeliğe dönüştürebilme yeteneğidir. O, gözlerinin görmemesini bir eksiklik olarak değil, “insanın asıl gerçeğine” odaklanmak için bir vesile olarak gördü.

Toprak ve Varoluş: “Sadık Yarim”

Veysel’in felsefesinin merkezinde Toprak vardır. Onun için toprak sadece üzerinde tarım yapılan bir madde değil, ana kucağıdır, son duraktır ve mutlak sadakattir.

Birlik Bilinci: “Kara Toprak” şiirinde anlattığı üzere; insan ne yaparsa yapsın, toprak ona cömertçe karşılık verir. Veysel, insanı topraktan gelip toprağa giden bir yolcu olarak görür.

Mütevazılık: Toprak en alttadır, çiğnenir ama hayat verir. Veysel de hayatı boyunca bu “toprak mizaçlı” duruşu sergilemiş, kibri elinin tersiyle itmiştir.

Felsefi Derinlik: Uzun İnce Bir Yol

Veysel’in dizeleri basit görünse de içinde derin tasavvufi ve varoluşsal anlamlar barındırır:

“Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece”

Bu dizeler, doğumdan ölüme giden yaşam serüveninin en yalın özetidir. Veysel burada iki kutuplu bir dünyadan bahseder:

Gündüz ve Gece: Sadece zamanı değil, hayatın zıtlıklarını (sevinç ve keder) temsil eder.

Yolculuk: İnsanın bu dünyada bir “misafir” olduğu gerçeğini hatırlatır. Onun felsefesinde mülkiyet geçici, yolculuk ise bakidir.

Birlik ve Beraberlik Mesajı

Veysel, toplumsal barışın en güçlü savunucularından biriydi. Mezhep, ırk veya köken ayrımı gözetmeksizin insanın özüne odaklanırdı. “Beni hor görme kardeşim / Sen altınsın ben tunç muyum?” diyerek, insanın değerinin dış görünüşünde veya sıfatlarında değil, cevherinde olduğunu haykırmıştır.

Eserlerinin Anlamı ve Amacı

Veysel’in türküleri sadece müzik değil, birer hayat dersidir.

Doğa Sevgisi: Ağaçlara, çiçeklere ve hayvanlara duyduğu saygı, bugünün “ekolojik bilinci” ile örtüşür.

Aşk: Onun aşkı sadece beşeri bir aşk değil, aynı zamanda ilahi bir arayıştır. Sevdiğinde kusur görmeyen, “Güzelliğin on par’etmez / Bu bendeki aşk olmasa” diyerek güzelliğin öznenin bakışında olduğunu vurgulayan devrimci bir estetik anlayışıdır.

Eğitim ve İlerleme: Bir köy enstitüsü öğretmeni olarak Veysel, her zaman bilimin ve okumanın yanında durmuştur. “Dünyanın en zengin insanı, en çok öğrenendir” fikrini benimsemiştir.

Sonuç: Gönül Gözüyle Kalan Miras

21 Mart 1973’te bedenen aramızdan ayrılan Aşık Veysel, geride kurumayacak bir kaynak bıraktı. O, bize bakmak ile görmek arasındaki farkı öğretti. Karanlık bir dünyada, renkleri bizden daha canlı betimleyen bu bilge adam; hoşgörünün, sabrın ve Anadolu insanının saf ruhunun simgesidir.

Onu anmak, sadece şiirlerini okumak değil; toprağa sahip çıkmak, insanı insan olduğu için sevmek ve o “uzun ince yolda” onurla yürümektir.

Uzun İnce Bir Yoldayım

Uzun ince bir yoldayım

Gidiyorum gündüz gece

Bilmiyorum ne haldayım

Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda

Yürüdüm aynı zamanda

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom

Kalmaya sebep arıyom

Gidenleri hep görüyom

Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda

Ovada dağda çöllerde

Düşmüşüm gurbet ellerde

Gidiyorum gündüz gece

Düşünülürse derince

Irak görünür görünce

Yol bir dakka miktarınca

Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hale

Gah ağlaya gahi güle

Yetişmek için menzile

Gidiyorum gündüz gece. Güney Yıldırım. Gemhaber

Bu haberi paylaşın: