Ömür Bahçesinin En Olgun Meyveleri Yaşlılarımız…
Ömür Bahçesinin En Olgun Meyveleri: Yaşlılarımız
Zaman, durdurulması mümkün olmayan bir nehir gibi akıp giderken, her geçen yıl insan ömrüne yeni bir derinlik, yeni bir mana katar. Gençliğin heyecanı yerini vakara, tecrübesizliğin yerini ise binbir imtikandan süzülüp gelmiş bir bilgeliğe bırakır. Bu yüzden yaşlılık, sadece fiziksel bir yorgunluk değil; aksine ruhun kemale erdiği, duaların göğe en yakın olduğu mübarek bir duraktır.
Kur’an-ı Kerim’in Rehberliğinde Hürmet
İslam inancı, yaşlılara hürmeti sadece ahlaki bir görev değil, bizzat Allah’ın emri olan bir ibadet titizliğinde ele alır. Rabbimiz, İsra Suresi’nde anne ve babamız başta olmak üzere yaşlılarımıza nasıl davranmamız gerektiğini en zarif şekilde şöyle beyan buyurur:
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, onlara ‘öf’ bile deme! Onları azarlama, onlara güzel ve tatlı söz söyle.” (İsra Suresi, 23. Ayet)
Bu ayet-i kerime, yaşlıların gönül dünyasının ne kadar hassas olduğunu ve onlara karşı takınılacak tavrın “öf” kelimesine bile sığmayacak kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını bizlere hatırlatır. Onların yüzündeki her bir çizgi, aslında bizlerin bugün huzurla yürüdüğü yolların emekle döşenmiş izleridir.
Bereketin Kaynağı: Ak Saçlı Bilgeler
Toplum olarak en büyük zenginliğimiz; kütüphaneler dolusu kitaptan öğrenemeyeceğimiz hayat derslerini bir çay sohbetine sığdıran “ak saçlı” bilgelerimizdir. Onların varlığı, evlerimizin ve şehirlerimizin manevi zırhıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde, “Beli bükülmüş yaşlılarınız, süt emen bebekleriniz ve otlayan hayvanlarınız olmasaydı, üzerinize azap yağardı” buyurarak, yaşlıların hürmetine gelen rahmetin altını çizmiştir.
Yaşlılık dönemi, bir kenara çekilme vakti değil; toplumun o sarsılmaz “töre” ve değerlerini genç nesillere aktarma vaktidir. Onların dizinin dibinde oturmak, sadece bir vefa borcu değil, aynı zamanda geleceğimizi sağlam temeller üzerine kurmanın tek yoludur.
Bu Yaşlılar Haftası’nda, çevremizdeki çınarların sadece ellerini öpmekle kalmayalım; onların gönül saraylarına misafir olalım. Bir tatlı söz, hürmet dolu bir bakış ve “size ihtiyacımız var” hissini onlara yaşatmak, verilebilecek en büyük hediyedir.
Unutmayalım ki, yaşlısına hürmet etmeyen bir nesil, kendi geleceğinin köklerini kurutmuş demektir. Rabbim tüm büyüklerimize sağlık, afiyet ve huzur dolu hayırlı ömürler nasip eylesin. Onların duaları üzerimizden eksik olmasın.
Bu haberi paylaşın:


