KURBAN BAYRAMI’NIN RUHUNDA ADALETİ, MERHAMETİ VE BEKA ŞUURUNU KUŞANMAK Devletin Bekası Kitabının Yazarı Güney YILDIRIM Yazdı

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Paylaşmanın, yardımlaşmanın, kucaklaşmanın ve ilahi rızaya adanmanın en somut nişanesi olan mübarek Kurban Bayramı’na bizleri bir kez daha kavuşturan Rabbimize hamdolsun. Bizler, tarihi boyunca her bayramı bir sözleşme, bir kenetlenme ve toprağa sadakat tazeleme vesilesi kılmış asil bir milletin evlatlarıyız. Bu mübarek günler; sadece bir tatil dönemi değil, sarsılan gönülleri onarma, kırgınlıkları toprağa gömme ve bizi biz yapan mukaddes değerler etrafında çelikten bir iradeyle saf tutma zamanıdır.

Kurban kelimesi, lügatte “yaklaşmak” demektir. Kulun Yaradan’ına, kulun kuluna ve insanın kendi içindeki vicdan uyanışına yakınlaşmasıdır. Cenab-ı Hak, Hac Sûresi 37. ayet-i kerimesinde bu ibadetin özünü bizlere şöyle beyan buyurmaktadır:

لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْ

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır…”

İşte bu ilahi ikaz, bizlere şekilden ziyade öze odaklanmayı emreder. Takva ise hakkı gözetmek, adaletten milim sapmamak, merhameti yeryüzüne hakim kılmak ve emanete sadık kalmaktır. Kurban, nefsin bencil arzularını feda edip, toplumun bekasını ve kardeşinin huzurunu kendi menfaatinin önüne koyabilme şuurudur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz…” (Buhârî)

Bizim medeniyetimizin harcı bu kardeşlik ve adalet duygusuyla karılmıştır. Adalet duygusunun merhametle yoğrulmadığı, hakkaniyetin ve vicdanın rehber edinilmediği hiçbir yapı kalıcı olamaz. Devletin esası, milletin huzuru ve toplumsal nizamın temeli adalettir. Bizler de kalemimizi ve kelamımızı bu anlayışla bileyerek; her bir vatandaşımızın huzuru, güveni ve adalete olan sarsılmaz inancı için durmaksızın gayret etmeyi bir borç biliyoruz.

Milletçe kenetlenmeye, iç ve dış asayişimizi muhafaza ederek geleceğe emin adımlarla yürümeye en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, bayramın getirdiği bereketle saflarımızı sıklaştırmalıyız. Önümüzdeki asrı, “Türkiye Yüzyılı’nı Adaletin Yüzyılı Kılma” vizyonuyla taçlandırmak; ancak kadim geleneklerimize sahip çıkarak, mazlumun yanında durarak ve hukukun üstünlüğünü her şeyin üzerinde tutarak mümkündür. İlkeli, kararlı ve milli duruşumuzdan taviz vermeden bu hedef doğrultusunda yürümek, bu topraklara olan namus borcumuzdur.

Bu duygu ve düşüncelerle; başta canlarını bu vatanın bekası için feda eden aziz şehitlerimizin aileleri, kahraman gazilerimiz ve fedakar milletimiz olmak üzere tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.

İlahi rıza için kesilen kurbanların ve edilen duaların kabul olmasını niyaz ediyor; bu mübarek vaktin ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur, barış, adalet ve esenlik getirmesini diliyorum.

Kurban Bayramımız mübarek olsun…

Bu haberi paylaşın: