FETİH, İRADE VE DEVLETİN BEKASI: AKŞEMSETTİN HAZRETLERİNİN TARİHİ MEKTUBU Devletin Bekası I ve II Kitaplarının Yazarı Güney YILDIRIM Yazdı…

Bismillahirrahmânirrahîm
“Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru bir yola iletsin. Ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım etsin.”
(Fetih Suresi, 1-3. Ayetler)
Sultan Fatih, Konstantinopolis’in fethinde 45 gün olmuş, bugünkü adıyla İstanbul düşmemişti. Tüm paşalar kuşatmadan vazgeçelim diye bastırdığı bir anda Sultan Fatih’in imdadına hocası Akşeyh’in mektubu yetişmişti. Günümüzün ve geleceğin liderlerine de aynı ruhla Akşemsettin Hazretlerinin himmeti ve mektubu; bugünün Akşemsettin’i kimse, onun eliyle ulaşır evvel Allah… Da anlayabilene, kıymet bilene, uyanabilene…
AKŞEMSETTİN HAZRETLERİNİN SULTAN MEHMED HAN’A MEKTUBU
“Bismillahirrahmanirrahim
Bu hadise gemi ehlinden oldu. Kalbime büyük bir kırıklık ve üzüntü getirdi. Bir fırsat görünüyordu; fakat bu hadise o fırsatı ortadan kaldırdı. Kafirler rahatladı, sevince boğuldu, moral buldu. Sizin görüşünüzün eksik, hükmünüzün ve kararlarınızın isabetsiz, sözünüzün tesirsiz olduğu görüşü kuvvet kazandı. Dualarımızın kabul olmadığı, müjdemizin geçersiz olduğu ifade edilir oldu. Şimdi ise yumuşaklık, merhamet gerekmez. Fethe muhalif olanlar tespit edilip bunlar, görevden azil dahil gereken en şiddetli ceza ile cezalandırılmalıdırlar. Eğer bunlar yapılmazsa, kaleye yeni bir hücuma geçildiğinde, hendeklerin doldurulmasına karar verildiğinde gevşeklik göstereceklerdir. Bilirsiniz ki bunlar zordan anlayan Müslümanlardır. Allah için canını, başını ortaya koyan azdır; meğer bir ganimet göreler, canlarını dünya için ateşe atarlar. Şimdi sizin yapmanız gereken; bütün gücünüzle, emirlerinizle, hükümlerinizle işe sarılmanız, dahi gayret göstermenizdir. Bu tür görevler ve de vazifeler merhameti ve yumuşaklığı az, şiddet kullanabilecek, zora başvurabilecek kişilere verilmelidir. Bu şiddet hem geçmişteki uygulamalara hem de din-i İslam’a uygundur.
Allah şöyle buyuruyor: ‘Ey Peygamber! Kafirlerle, münafıklarla sonuna kadar savaş ve onlara karşı sert ol, yumuşak davranma; onların varacakları yer cehennemdir ki orası varılacak ne kötü yerdir.’ (Tevbe Suresi, Ayet 73)
Bir acayip hal oldu. Üzgün bir halde otururken, Cafer-i Sadık’ın işareti üzerine Kur’an-ı Kerim üzerinde mütalaada bulunurken şu ayete rastladım: ‘Allah münafıklara ve kafirlere ebedi olarak cehennem ateşini vaat etti, o onlara yeter. Allah onları rahmetinin sahasından uzaklaştırdı. Onlar için devamlı azap vardır.’ (Tevbe Suresi, Ayet 68) Bu ayete göre bu işte gayret sarf etmeyenler de senin emirlerine uymayanlar da Müslüman değildirler. Bunlar münafık hükmünde olup, kafirlerle cehennemde beraber olacaklardır. İşlerini daha sıkı tutmandan ve sert davranmandan başka bir çare olmadığı anlaşıldı.
Allah’ın yardımıyla biz buradan utanan ve gücenen değil; ferahlayan, mansur ve muzaffer olarak dönen oluruz. İmdi kul tedbirini alır, takdirini ise Allah’a bırakır. Hükmü her zaman geçerlidir. Neticede başarı Allah’tandır; ama elden gelen bütün gayret sarf edilmelidir. Allah, Resulü ve ashabının sünneti de budur. Hüzünlü bir halde iken Kur’an okuyup yattığımda birtakım lütuflara, müjdelere mazhar oldum ve teselli buldum. Bu söylediklerim sana boş söz gibi gelmesin, gereğini yapasın. Söylediklerim tamamen sizi sevdiğimizdendir.
Bu fakir hocanız (Muhammed Hamza),
Namıdiğer Akşemseddin.”
İlahi! Bizleri tarihimizin şanlı mirasından, sarsılmaz imanından ve devletimizin ebed-müddet duasından ayırma. Zafer yolunda karşılaşılan güçlükler karşısında bizlere Fatih kararlılığı ve Akşemsettin basireti nasip eyle. Sorumluluk sahibi olan günümüzün ve geleceğin tüm liderlerine; hakkı haykıranı işitmeyi, dostun sadakatini anlamayı ve fethe muhalif olanların gafletine karşı uyanık olmayı lütfeyle. Bizleri azminde gevşemeyen, zorluklar karşısında eğilmeyen ve tedbirini alıp takdirini yalnızca Sana bırakan mukaddes ordulardan eyle. Devletimizi mansur, milletimizi muzaffer kıl. Başarı ve inayet yalnızca Sendendir.
Amin… Yazı Serisi – 8
Bu haberi paylaşın:


