Bir Aile, Üç Kardeş, Üç Şehit Gurur Dolu Hikayesi…


Türkiye’nin vatan sevgisiyle yoğrulmuş ailelerinden biri olan Alphan ailesi, bedeli evlatlarla ödenmiş sarsılmaz bir sadakatin örneğini sergiliyor. Bir dönem İzmir Şehit Aileleri İnsan Hakları ve Yardımlaşma Derneği Başkanlığı görevini de yürüten Yavuz Alphan, sadece kendi oğlunu değil, iki yeğenini de vatan toprağına emanet etmiş bir baba. Onun hikayesi; inanç, vatan sevgisi ve şehitlik mertebesine duyulan derin saygının bir özeti niteliğinde.
Ailenin İlk Şehidi: Teğmen Aziz Alphan
Üç kardeş arasında şehitlik acısını ilk yaşayan, ağabey Selçuk Alphan olur. 1976 yılında, Selçuk Alphan’ın oğlu Teğmen Aziz Alphan (Hacı Azizoğlu), bir görev uçuşu sırasında uçağının arızalanmasıyla Malatya’nın Pötürge ilçesi yakınlarında büyük bir kahramanlığa imza atar. Alphan, uçağı ilçenin üzerine düşürmemek ve sivillerin canını korumak adına uçağı vaktinde terk etmez. Meskun mahalli geçtikten sonra atlamayı başarsa da irtifa yetersizliği nedeniyle şehit düşer.
İkinci Acı, İkinci Gurur: Süleyman Güneş
Bu olaydan bir yıl sonra, 1977 yılında, Yavuz Alphan’ın ablası Zeynep Güneş’in oğlu Süleyman Güneş vatan görevine gider. Erzincan’da vatani görevini ifa ederken şehit düşen Süleyman, ailenin ikinci büyük gururu ve hüznü olur.
Yavuz Alphan’ın Bekleyişi ve Şehit Mustafa Alphan
Ağabeyi ve ablası birer evladını şehit vermişken, Yavuz Alphan kendi iç dünyasında bambaşka bir muhasebe içerisindedir. Büyük oğlu Yücel askerden sağ salim dönünce yaşadığı karmaşık duyguları şu sözlerle ifade eder:
“Büyük oğlum Yücel, askerden sağ salim gelince ellerimi açıp ‘Ya Rabbim, ablam ve abimin oğlu şehit olurken benim oğlum askerden sağ salim geldi. Ben nasıl bir günah işledim ki şehit babası olamadım’ diye dua ettim. Allah affetsin; babalık, dini vecibeler ve şehitlik mertebesi arasında gittim geldim.”
Ancak kader, Yavuz Alphan’a da o mertebeyi nasip eder. Küçük oğlu Mustafa Alphan, 1992 yılında Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK ile girilen çatışmada kahramanca savaşır. Terhisine sadece 2 ay kala, 59 kişilik birliğini kendini feda ederek kurtarır ve şehadet şerbetini içer.
“Başım Dik Yürüyorum”
Oğlunun şehadet haberini aldığında iki rekat şükür namazı kıldığını belirten Alphan, duygularını şu sözlerle tamamlıyor:
“Ya Rabbim şükürler olsun; benim çocuğum sarhoş, it kopuk olduğu için değil; vatan, bayrak ve ezan için öldü. Üç kardeşiz, üçümüzün de ikişer erkek çocuğu oldu ve birer tanesini şehit verdik. Evlatlarımız vatana helal olsun. Bizim vatan uğruna verdiğimiz evlatlarımız helal olsun ama insanlarımız da şehitlere ve ailelerine sahip çıksın. Din, vatan ve bayrak için şehit olduğu için gururluyum, şehit babası olarak başım dik yürüyorum.”
Yavuz Alphan’ın bu vakur duruşu, şehitlik makamının bu milletin sinesinde ne kadar yüce bir yer tuttuğunun en canlı kanıtı olarak hafızalardaki yerini koruyor. Tüm şehitlerimizin ruhları şad makamları Cennet olsun İnşallah… Gemhaber
Bu haberi paylaşın:


