26 YAŞINDA BİR DAHİ, ÖMRÜNÜ TÜRKÇEYE ADAYAN BİR ÖMÜR: “TÜRK EINSTEIN” OKTAY SİNANOĞLU
Yale Üniversitesi’nde son yüzyılların en genç profesörü unvanını alan, Nobel’e iki kez aday gösterilen dünya çapındaki bilim insanımız Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, sadece laboratuvarların değil, millî kimlik mücadelesinin de zirve ismiydi. İşte bilim dünyasının “Türk Einstein” lakabını takarak önünde eğildiği Sinanoğlu’nun sarsıcı hayatı ve kültür vizyonu…
Dünya bilim tarihine adını altın harflerle yazdırmış, kuantum mekaniği ve kimya arasındaki sınırları yok eden teorileriyle küresel otoriteler tarafından dehası tescillenmiş bir isim: Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu.
1963 yılında, henüz 26 yaşındayken dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Yale Üniversitesi’nde profesörlük unvanını alarak modern tarihin en genç profesörlerinden biri olan Sinanoğlu, bilim çevrelerinde “Türk Einstein” lakabıyla anıldı. Atom ve moleküllerin çok-elektronlu teorisi üzerine geliştirdiği formüller bugün hâlâ modern kimya ders kitaplarında okutulmaktadır.
Kariyerinin Zirvesinde Bir Toplumsal Mücadele
Harvard, Berlin ve Paris gibi dünya çapındaki merkezlerde dersler veren Sinanoğlu’nu muadillerinden ayıran en büyük fark; unvanların konforuna sığınmak yerine, odağını milletinin kültürel ve dilsel bağımsızlığına çevirmesi oldu. Sinanoğlu, küresel güçlerin toplumları “kimliksizleştirme” ve köksüzleştirme politikalarına karşı bilimi bir kalkan olarak kullandı.
”Dilini Kaybeden Millet Köksüz Kalır”
Sinanoğlu’na göre bir insan ne kadar büyük bir bilim insanı olursa olsun, kendi dilini ve kültürünü kaybederse sömürgeleşmeye mahkumdu. Ömrünü Türkçenin bir bilim dili olarak korunmasına, yabancı dilde eğitim dayatmalarına karşı durmaya adadı. Türkçenin matematiksel derinliğini dünyaya ispat eden efsanevi bilim insanı, laboratuvardaki titizliğini meydanlarda ve meydan okumalarında da sürdürdü. Modern bilimin tüm imkanlarını en üst seviyede kullanırken yerel değerlerin ve millî hafızanın korunması gerektiğini cansiperane savundu.
Bu haberi paylaşın:


